Kadırga’nın coğrafyası değil geleceği konuşulmalı
Bülent Şirin

Kadırga’nın coğrafyası değil geleceği konuşulmalı

Advert

Bir Ofspor-Gümüşhanespor maçı oynanmıştı, galiba 2006 senesiydi. O zaman bir de gördük ki, Trabzonlu ve Trabzonsporlular Ofspor’u destekliyorlar! Niye? Of Trabzon’un ilçesi, Gümüşhane yabancı (!) bir vilayet.

Vilayet sisteminin özellikle bizim bölgenin sosyolojisinde ne kadar büyük bir tahribat yaptığını idrak etmek için sadece bu örneğe bakmak bile yeterlidir sanırım.

Örneğimizden devam edersek, Of tabii ki Trabzon’un bir ilçesidir, Ofspor da o ilçenin takımıdır ve Trabzonluların desteklemesi kadar doğal bir şey yoktur. Ancak Gümüşhane dediğiniz ülkenin öbür ucu değil ki. Vilayetlere bölünmüş eski Trabzon’un bir parçası. Aralarında problemler yaşanan iki vilayet de değiller ve herhalde Trabzonspor’un Trabzonlular dışındaki en fazla taraftara sahip olduğu insan kitlesi Gümüşhanelilerdir.

Dahası, Torul ve Kürtün ilçeleri kendilerine sınır olan Trabzon ilçeleriyle birebir aynı kültürü paylaşır. Devletin yeni bir idari sisteme geçmesiyle biri bir tarafta, biri diğer tarafta kalan iki önemli unsuru birbirinden ayrı tutmak hiç doğru bir tavır değildir. O maç oynandığında sesimizin çıktığı kadar bu yanlışlığa karşı çıkmıştık. Sonraki yıllarda başka benzer örnekler de yaşandı. Ne yazık ki formatlanmış zihin dünyalarına doğruları ve tarihi gerçekleri kısa vadede anlatabilmek mümkün olmuyor. En son Kadırga meselesinde olduğu gibi.

Bir önceki “Kadırga krizi hakkında” başlıklı yazımız yoğun bir ilgiyle karşılaştı. Doğal olarak bunların bir kısmı takdir bir kısmı da tekdir amaçlıydı.

Konuya verdiğimiz ehemmiyetten dolayı bir devam yazısı yazmayı münasip gördük.

Yine sırayla gitmeye çalışalım:

Erol Yanık’ın Kadırga’nın bakanlığa bağlanması teklifinin en azından yasal açıdan uygulanabilir olmadığı yönünde itirazlar geldi. Öyleyse öyledir, konunun uzmanı değiliz. Konu hakkında kafa yormaya çalışıyoruz ve biz de sadece akla yakın geldiğini söyledik.

Bir diğer ve daha büyük bir itiraz, krizin fitilini ateşleyen Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan’ın sözlerine bir şey demediğimiz halde Özkürtün Belediye Başkanı Yakup Turgut’a verip veriştirdiğimiz şeklindeki yorumlardı.

Demek ki ne kadar açık ve anlaşılır yazmaya çalışırsanız çalışın meramınızı tam olarak anlatabilmeniz her zaman mümkün olmuyor. Bizim yaptığımız şey kişilere ağzının payını vermek (!) değil, bir meseleyi enine boyuna tahlil etmeye çalışmaktır. Bunu da Yakup Turgut’un uzunca sayılacak açıklamasının üzerinden pratiğe dökmeye çalıştık. Koray Koçhan benzer bir açıklama yapmış olsaydı onun üzerinden yapardık. Konumuz kişileri övmek, yermek, kollamak ya da yıpratmak değil. Bilen biliyor, bu vilayet sınırları ve yol açtığı problemlere ilk kez değinmiyoruz. Bu olay da bir kere daha üzerinden geçmemize vesile oldu.

Gelen yorumlarda yine “Kadırga Gümüşhane’nindir” sloganı fazlasıyla yer buldu. İlk yazımızda ayrıntılı şekilde izah etmeye çalıştık ama işte formatlanmış zihin dünyalarına doğruyu yanlışı öyle kolay kolay anlatamıyorsunuz.

 “Kadırga Gümüşhane’nindir” derken acaba tam olarak ne kast ediliyor? Eğri oturup doğru konuşalım; Torul ve Kürtün dışındaki ilçeler olan Kelkit, Şiran ve Köse için Kadırga ne kadar anlam ifade etmektedir? Aynı şekilde Trabzon’un Kadırga’ya uzak mesafede olan Of, Çaykara, Sürmene gibi ilçeleri için? Eğer ortada bir problem ya da problem oluşturmaya aday bir durum varsa bu iki vilayetin tamamının değil, sadece hayat tarzı ve kültürü yörede şekillenmiş insanların meselesidir. Koray Koçhan’ın hiç gereği yokken sanki düşman ülkeden toprak fethetmiş gibi “Kadırga Trabzon’undur” demesi -tabii ki- yanlış oluyor da “Kadırga Gümüşhane’nindir” demek neden doğru oluyor?

En başından beri dediğimiz gibi, Kadırga’nın fiziki mekânının hangi idari birimin topraklarında bulunduğunun bir önemi yoktur. Geçmişte Doğu Karadeniz coğrafyasının tamamının adı Trabzon iken Trabzon’daydı. Yeni idari sisteme geçilince Gümüşhane sınırları içinde kaldı. Yarın bu da değişebilir. Değişmeyen şey orada yaşanan ortak kültürdür ve Kadırga deyince akla gelmesi gereken tam da odur.

Bunlar yanlış ve gereksiz işlerdir. Aynı bölgenin ve aynı kültürün insanları -bence- yanlış yerlerden çizilmiş vilayet sınırlarına aldırış etmeden ortak değerlerini nasıl daha geliştirebileceklerinin, bölgeye nasıl daha fazla katma değer sağlayabileceklerinin hesabını yapmalıdırlar.

DİĞER YAZILAR
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tonya tereyağına AB coğrafi işaret başvurusu
Tonya tereyağına AB coğrafi işaret başvurusu
İshaklı'nın çocukları da Bordo-Mavi'ye büründü
İshaklı'nın çocukları da Bordo-Mavi'ye büründü