Dernekler konuşuyor programı hakkında-2
Bülent Şirin

Dernekler konuşuyor programı hakkında-2

Advert

Osman Erusta

Ortak Değer Trabzon Platformu adına başkan Av. Osman Erusta katıldı. Platform klasik hemşehri derneği profilinden farklı bir oluşumdu, dolayısıyla Osman bey Zeki Gökçe’nin dernekçilikle ilgili sorularına teorik cevaplar verdi. Tabii bu olumsuz manada algılanmamalı. Osman Erusta hem avukat, hem iş adamı ve hem de siyasetle uğraşıyor. Klasik dernekçiliğin dışında olmasına rağmen (bu aslında bir açıdan avantajdır) STK’cılık için değerli tespit ve tavsiyelerde bulundu.

Ancak platformun profili ve kimliği hakkında fazla bir bilgi edinemedik. Belki konuşuldu da kaçırdık. Kaç kişiden ve kimlerden oluşuyor, mevcut üye sayısıyla kalmayı mı yoksa genişleyip güçlenmeyi mi hedefliyor, Trabzon adına her ne yapıyorlarsa başka katılımlarla birlikte daha fazlasını ve iyisini yapmayı düşünüyorlar mı? Gerçekleştirdikleri faaliyetler hakkında da bilgi edinemedik, sadece program sona ererken Zeki Gökçe “Çok güzel işler yaptılar ama kendisi açıklamak istemedi. Ben de bu kadar söylüyorum” anlamında ifadeler kullandı.

Burada biraz duralım. Bireysel anlamda bir hayır işi yapıyorsanız, bunu gizlemenizde hiçbir mahzur yoktur. Bilakis daha faziletlidir. Eğer sınırlı sayıda kişiden oluşan bir topluluksanız ve oluşumu büyütmek gibi bir amacınız yoksa da aynı şekilde davranabilirsiniz. Fakat kitlelere hitap eden, bünyelerine ne kadar fazla insan katılırsa o kadar güçlü olacak olan kurumlar (hemşehri dernekleri tam da bu tanıma giriyor) hayır işleri dâhil gerçekleştirdiği olumlu faaliyetleri duyurmalıdır. Duyurmalıdır ki, başkaları da ortada güzel işler yapan güvenilir bir kurum görsün ve gelip kendisi de katkıda bulunsun. İyilik halkası giderek büyüsün. Hepsinden öte, seçimle yönetime gelen ekipler kongre günü faaliyet raporu açıklamak zorundadır. Ne diyecekler kongre mensuplarına? “Değerli hazirûn, şunları şunları yaptık bilginiz olsun. Hayır işleri de yaptık ama müsaadenizle onları açıklamayalım. Biliyorsunuz gizli yapılan hayır işleri daha efdaldir” Böyle şey olur mu?

Av. Osman Erusta’nın başında bulunduğu Ortak Değer Trabzon Platformu sanırız sınırlı sayıda katılımcı barındıran ve aynı ekiple yola devam etme amacını güden bir kimliğe sahip. Eğer öyleyse olumlu işlerini açıklamamalarında mahzur yoktur. Eğer daha fazla ekip arkadaşı bulmak istiyorlarsa iyilikleri açıklamak ve teşvik etmek durumundadırlar. Değerli hemşehrimize ve platforma başarılar diliyoruz. Klasik hemşehri derneği olmaları şart değil, nihayetinde farklı profillere sahip hemşehrilerimiz var ve kurumlarımızın da farklı profillerde olması gayet normal. Trabzon adına faaliyet gösteren her kurum gibi takip edeceğiz.

Dursun Çağlayan

Sayın Çağlayan başkanı olduğu İstanbul Trabzon Federasyonu adına katıldı. Bilindiği gibi bu federasyon İstanbul’da kurulu iki Trabzon federasyonundan biriydi. “İkinci federasyon neden kuruldu? Hepsinin bir çatı altında toplanması gerekmiyor mu?” gibi tartışmalara şimdilik girmeyelim. O başlı başına bir yazı hâttâ yazılar konusudur. Dursun başkan zaten programın sonlarında cevap verdi, biz de ilerleyen bölümlerde kısaca değineceğiz.

Sayın Çağlayan konuşmalarının önemli bölümünü üç yıl önce Trabzon’da düzenledikleri film festivaline ayırdı. Dönemin Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun kendilerine karşı takındığı olumsuz ve küçümseyici tavrı, festivalin organizasyonunda çektikleri sıkıntıları anlattı.

Burada bir mola daha verelim ve film festivali üzerinden bir inceleme yapalım. Şimdi bir kişi ya da kurum, bir girişim için fazlaca emek ve maddiyat sarf etmeye başladıkça o girişimin faydası sorgulanır olmaktan uzaklaşıyor. Bizim toplumun ne yazık ki böyle bir zaafı var. Şimdi bu film festivalinin kime ne kadar faydası oldu?

Bakınız, bu çok önemli ve büyük düşünülmüş bir projeydi, bunu kabul etmemek haksızlık olur. Biz de o zaman büyük bir sevinç ve heyecanla karşılamıştık. Fakat bu tür organizasyonlar sürekli yapılıp bir gelenek haline gelirse bir faydası olur, hem de çok fazla faydası olur. Şuna benzetmek mümkün: İstanbul Trabzon Federasyonu zeytin bahçesi oluşturmak istedi ve zeytin ağaçları dikti. Yalnız zeytin ağacı asırlarca yaşıyor olmasına rağmen ziraatteki son gelişmelerden sonra bile en erken üç-dört yılda meyve veriyordu. O zamana kadar da bakımları vs. yapılmalıydı.

Şüphesiz Sayın Dursun Çağlayan ve İstanbul Trabzon Federasyonu zeytin ağaçlarını özenle bakıp büyüterek, başta Trabzonlular olmak üzere bütün insanlığa nesiller boyu lezzetli zeytin yedirmek istemişlerdi ama sonuç ortada. Zeytin ağaçları bakımsızlıktan kurudu. Kimseye bir faydası olmadı.

Zeytin örneğinden yola çıktık, yine basit bir örnek verirsek mesela o festivale harcanan emek ve maddiyat ile patates ekilip elde edilen mahsul dağıtılsaydı bile Trabzon’a ve Trabzonlulara bundan fazla faydası dokunurdu.

Zeki Gökçe Dursun Çağlayan’a son bölümlerde “İki federasyon var. Bunların birleşmesi daha iyi olmaz mı?” şeklinde bir soru sordu, başkanın da “Neden böyle bir zaruret olsun? Koskoca Trabzon iki tane federasyonu kaldıramıyor mu?” anlamında bize göre dört dörtlük bir cevap verdi.

Yazının son bölümünde bir de toparlama düşünüyordum ama zaten uzadı. Ayrıca baktım, toparlama bölümü de hiç kısa olmayacak. Onu da serinin üçüncü ve son yazısı olarak kaleme alalım.

 

 

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!