Bir korona öğretisi olan tasarruf ve kamu israfı

Aile için yapılan harcamalarda, alış-verişlerde; nasıl ki en kaliteliyi en ucuza almak için sıkı bir pazarlığa girişiliyorsa; kama harcamaları yapılırken de aynı hassasiyetin ve özenin gösterilmesi gerekiyor.

Bir korona öğretisi olan tasarruf ve kamu israfı
Bir korona öğretisi olan tasarruf ve kamu israfı Yonetici
kizilay_banner_300X250

"İlk defa ramazan ayı boyunca ailecek çoluk-çocuk evde iftar ettik" dedi adam. Sonra da "neydi o geçen senelerdeki iftar sofraları, her akşam başka çadırında ye ye bitmiyordu" diye devam etti.

Ondan sonra daha çok şeyler anlattı ama konuşmanın özet kısmı buydu ve  bundan sonraki dediklerinin fazla bir önemi yoktu.

Varlıklı ve hayırsever insanların iftar davetleri ile; özellikle belediyelerin öncülük yapmış olduğu iftar organizasyonlarının o muhteşem kalabalık görüntüleri bu yıl yoktu.

Davet sahiplerinin boy gösterdiği ve konuşmalar yaptığı iftar sofraları da yoktu.

Gel gör ki hiç eksikliğini hissetmedik.

Hatta faydasını bile gördük denebilir.

Korona salgını ve bulaşıcı hastalığın yoğun olduğu zamanlarda oluyordu bunlar.

Hanelerde; hemen hemen bütün aile fertlerinin bir arada olduğu kalabalık sofraların varlığını hatırladık. İftar sonrası çayları ve uyku mahmurluğu ile yapılan sahur hazırlığının heyecanını yaşadık.. Kuzinelerde ekmek, geniş, yayvan tavalarda yufka yapmanın, makarna kesmenin zevkine vardık. Kara üzüm veya ekşi erikten yapılan kompostoları hararetle ve özlemle içtik. Cep telefonumuzda kullanılmayan mesajlarımızı ve kontör haklarımızı cömertçe harcadık, yaşlılarımızı, unuttuğumuz hısım akrabayı aradık, mesaj attık hem mutlu ettik, hem mutlu olduk.

Kısaca eskimeyen o eski kadim kültürümüzü  yeniden keşfettik, ama hiçbir şeyi israf etmedik.

Basit yaşamayı, hayattan zevk almanın güzelliğini sanki aralar olduk.

Soframız zenginleşti, rızkımız arttı, cebimiz tasarruf etti, ama hiç israf etmedik.

Çocuklarla, torunlarla biraz daha uzun zaman harcadık, hoşgörüyü bulduk, sevgiyi harcadık ama israf etmedik.

Lüzumsuz tartışmalar, boş lâkırdılar ve sonu gelmez horoz dövüşü siyasi kavgalar hayatımızdan çıktı. Sözden, kelâmdan tasarruf ettik, israf etmedik.

Araçlar çoğu zaman park halinde kaldı, bacaklarımızın kas gücünü, yani yürümeyi tercih ettik yine israf etmedik.

Hülasa, evlerimizde kazandığımız bu temkinli ve tasarruflu alışkanlıklar ne kadar kalıcı olur bilemiyorum.

Bildiğimiz, gördüğümüz ama engelleyemediğimiz başka bir israf türü var ki, onu kim dile getirecek kestiremiyorum.

Kamu israfı...

Meselâ, bildiğim kadarı bundan bir sene kadar önce, Trabzon Büyükşehir Belediyesi TİSKİ tarafından koordine edilen ve Tonya, Vakfıkebir,Beşikdüzü İlçelerine ait yerleşim birimlerinin su ihtiyacını karşılamak için bir  proje çalışması ve ihalesi yapılmıştı. Buna göre Beşikdüzü'nden İzmis Tepesine pompalanacak olan su, orada depolandıktan sonra, tepeden aşağıya doğru bütün köylere ve hanelere dağıtılacaktı. Bunun için Karapdal Düzünde devasa bir su deposu inşaatı için yer tespit edilmiş, kalıbı yapılıp, demiri döşenmişti. Beşikdüzü-İzmis arasındaki mevcut grup yolundan su borularını döşemek için beton yollar kesilmiş, eşilmiş ve kanallar açılmıştı. Hatta İzmis Tepesi'nden aşağı şekilde bir kısmının boru  döşemesi bile yapılmıştı. Sonra ne oldu ise çalışmalar durmuş, eşilen ve kazılan yollar kapanmaya başlanmıştı. Araya yerel yönetim seçimleri girmiş, Belediye Başkan değişmiş ama bizim bozulan yollarımızın ve yapılan su projesinin kaderi değişmemişti.

Bu israfın, yapılan çalışmaların akıbeti ne oldu, hesaplaşması nasıl yapıldı, onu da bilmiyorum. Eğer bir açıklama yapılırsa bilgi sahibi olacağız. Ama bildiğim bir şey varsa, o da; dişimizden tırnağımızdan biriktirerek devlete ödediğimiz vergilerin hoyratça ve sorumsuzca adeta ölü yatırım olarak harcandığı, bir daha geri gelmeyeceğidir. İzmis Tepesinde çürümeye yüz tutmuş kalıp tahtaları ve ızgara demirler ile yarı yola kadar döşenmiş, kesilmiş, parçalanmış olan su borularının bir daha kullanılamayacağıdır. Kesilen, doğranan ve kenarları eşilerek altı boşalan beton yollarımızın bir daha düzelemeyeceğidir.

Bu sadece bir örnektir.

Devletin, ekonomik daralma yaşadığı şu günlerde, ısrarla acil olmayan kamu harcamalarını minimum sınırında tutma çalışmalarını biliyor ve destekliyoruz.. Buna rağmen daha  değişik kurum veya kuruluşlarda da yapılan ve sonuca ulaşmayan ihaleler, sözleşmelerdeki boşluklardan dolayı kamu zararı oluşan yatırımlar, kamu kaynaklarının berhava edilmesi bizi derinden üzmektedir.

Aile için yapılan harcamalarda, alış-verişlerde; nasıl ki en kaliteliyi en ucuza almak için sıkı bir pazarlığa girişiliyorsa; kama harcamaları yapılırken de aynı hassasiyetin ve özenin gösterilmesi gerekiyor.

Eğer sonuçsuz kalan ve hedefine ulaşmayan bu harcamalardan sorumlu olanlar, bunun vebalini yüreklerinde ve vicdanlarında hissetmiyorsa, sözün sonu gelmiş demektir.

İsrafı göz ardı edip, verimi öne çıkaran, sorumluluk sahibi yöneticilere ihtiyacımız var.

Ama her zaman.

 

İrfan Elbir israf tasarruf korona kamu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!