Trabzonspor, labirent ve matrix…

Trabzonsporlular da dâhil bütün toplum bir “matrix”in içindedir. Trabzonspor da bu matrixin içinde bir başka labirentin içindedir. Camia o labirentin bir yerlerinde çok değerli ve lezzetli bir peynir olduğuna inanmakta, hiç umudunu kesmeden o peyniri aramaktadır. Zaman zaman peynire çok yaklaşmakta, ancak her seferinde bir engel (?) çıkmakta ve bir türlü onu eline geçirememektedir.

Trabzonspor, labirent ve matrix…
Trabzonspor, labirent ve matrix… Yonetici
kizilay_banner_300X250

Camia, özellikle bu çok yaklaşıp da eline geçirememe durumu hâsıl olunca ciddi manada travmaya girmektedir. Gösterilen tepkilerin bence en traji-komik olanı camia mensuplarının kendi arasında birbirlerini suçlamalarıdır. Peynire “ulaşabilen” başkaları bunun için her şeyi mükemmel yapmadıkları halde Trabzonspor camiası “Sen onu eksik yaptın, sen bunu fazla yaptın” diye kendi arasında didişerek ömür tüketmektedir.

Bazıları bunun farkında ve camianın peynire ulaşmak için sarf ettiği enerjiyi bir güzel sömürüyor. En basiti, sosyal medyada “teknik direktör gitsin mi, kalsın mı?” diye bir anket açarsınız ya da “teknik direktör adayınız kim?” diye sorarsınız. Bir süre sonra bir de bakmışsınız hesabınıza reklam alıvermişsiniz! Ya da ne bileyim, kendinizi video paylaşım sitesinde kanal açmış abidik gubidik paylaşımlarla para doğruyor halde bulabilirsiniz. Bunlar en masumu… Genel anlamda kısaca Trabzonspor’un peynire asla ulaşamayacağını bilen ama camiaya güya ulaşmanın yollarını tarif eden ve bundan nasiplenen kesim diyelim. Hepsini yazmaya kalksak sayfalar yetmez.

Peynirden vazgeçmeliyiz

Evvela labirentin, sonra matrixin farkına varıp ondan sonra da buradan bir şekilde kurtulmamız lazımdır. Takıntı haline getirdiğimiz ve bir türlü ulaşamadığımız peynir aslında o kadar da cazip bir şey değil. Dışarıda çok daha lezzetli ve faydalı besin maddeleri var. Peynir saplantısını geride bırakıp onlara yönelmemiz gerekiyor.

Peynir aşkından vazgeçmeyi başarıp labirentten çıkabildik diyelim, ancak hâlâ koca bir matrixin içindeyiz. İşte ondan kurtulmak o kadar kolay değil. Türkiye’nin futbol düzeni, ülkenin iç enerjisini tüketmeye yönelik büyük bir tezgâhtır.

(Dikkat ediniz, hâlihazırda Türkiye’nin en büyük (?) kulübünün başında Türkiye’nin en güçlü ailesinin bir mensubu var. Hiç ağzından Avrupa ve dünyada başarı gibi bir lafın çıktığını duydunuz mu? Aynı kulübün basketbol ve voleybol alanlarında yurt dışında ciddi başarıları var. Bunca para harcanıyor da futbolda neden böyle bir şey akıllara bile gelmiyor?)

Trabzonspor satılmalı!

Trabzonspor, ikbalini yurt dışında aramalıdır. Bu diyarda kendisine ekmek yoktur. Bunun da en kestirme çözümü kulübün satılmasıdır.

Satış” lafını duyan pek çok kimsenin yerinden zıplayacağını biliyorum. Bunların bir kısmı saf ve temiz düşüncelerle kulübün satılmasına karşı olanlar, diğer bir kısmı da oyuncakları (!) ellerinden alınacak olanlar.  Saf ve temiz düşünenler müsterih olsunlar, hiçbir şekilde bundan kötüsü olmaz. Diğerlerine gelince, onlara diyecek bir şeyimiz yok. En azından şimdilik. Yeri ve zamanı gelince iki satır kelam ederiz elbet.

 

Trabzon Trabzonspor labirent matrix Trabzonspor satılmalı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!