Şampiyonluk havaları güzel, ancak…

Trabzonspor'un şu anki pozisyonunda olan bir takımın futbolun yazılı olan-olmayan kurallarının düzgün işlediği bir ülkede olsa şampiyonluk hesapları yapmasından daha doğal bir şey yoktur. Fakat, heyhat…

Şampiyonluk havaları güzel, ancak…
Şampiyonluk havaları güzel, ancak… Yonetici
kizilay_banner_300X250

Trabzonspor’un deplasmanda lig lideri Beşiktaş’ı güzel bir futbolla 2-1 yenmesi doğal olarak camiaya büyük bir heyecan getirdi. Bu heyecanın adını zikretmeye gerek yok, yeniden şampiyonluk hesapları yapılmaya başlandı.

Takımın sınırlı ve kısıtlı kadrosuna rağmen Abdullah Avcı’nın iş başına gelişiyle beraber gösterdiği büyük ivme ve sezonun ilk maçında kendi evinde etkisiz bir futbolla –üstelik o zaman şimdiki kadar formda olmayan- rakibine 3-1 yenilmiş olduğu düşünülürse, Trabzonspor’un az zamanda çok ve büyük bir iş başardığı rahatlıkla söylenebilir. Futbolun yazılı olan-olmayan kurallarının düzgün işlediği bir ülkede olsa şampiyonluk hesapları yapmasından da daha doğal bir şey yoktur. Fakat, heyhat…

Geçen yıl Trabzonspor’un şampiyonluğa en fazla yaklaştığı bir sezonda bile; bırakın büyük (?) kulüpleri suni yöntemlerle üretilmiş bir takım karşısında zorla bileğinin büktürülmüş olması aslında her şeyi açıklıyor. Mesele çok açık: Türkiye’de müesses nizam Trabzonspor’un şampiyonluğuna müsaade etmiyor. O halde kulübü yönetenler ile camianın kanaat önderleri bu gerçeğe göre pozisyon almalılar. Ancak, bir heyhat daha…

Öyle olmuyor. Camia her seferinde geçmişte olan biteni unutuyor ve saha performansıyla şampiyon olabileceğini, bu zinciri kırabileceğini umut ediyor, etmek istiyor. Olmayınca yine her seferinde olduğu gibi yıkılıp dağılıyor.

Camia artık mevcut şartlarda Türkiye’de şampiyon olamayacağını, bir şekilde olsa bile ertesi sezon burnundan fitil fitil getirileceğini idrak etmeli. Ondan sonra şapkasını önüne koyup bu fasit daireden nasıl çıkabileceğini düşünmeli. Şike, teşvik, şiddet vs. gibi yolları aklının ucundan bile geçirmemeli.

Çözüm yurt dışında

Bana göre bunu çözümü ülke sınırlarının dışındadır. Trabzonspor tabii ki her yıl zirveye oynamalı, ancak esas hedef olarak Avrupa’yı belirlemeli, orada tur ve turlar atlamanın hesaplarını yapmalı, yurt dışında tanınan, bilinen ve sempati beslenen bir kulüp olmaya çalışmalıdır. Yaşı müsait olanlar, 90’lı yılların ilk yarısında Avrupa’da esen Karadeniz fırtınasının camiada şampiyonluk kadar etki yaptığını iyi hatırlar.

Bu formül hayata geçirilebildiği oranda Türkiye’deki şampiyonluk önemini kaybeder, aynı şekilde Avrupa’dan alınan güçle en azından bugünkünden daha kolay hale gelir.

Camia artık İstanbul’u dize getirmek gibi saplantılardan kurtulmalıdır, en azından muhtaç olduğu kudreti yurt dışından devşirebilene kadar.

Fatih Sultan Mehmet “İstanbul’u almadan şuradan şuraya gitmem” dememiş, İstanbul’u ardında bırakıp Avrupa ufuklarına açılmış, devletin gücüne güç katmış, nice zaman sonra dönüp fethi gerçekleştirmiştir.

Camia şampiyonluk umudu belirip zamanla arttıkça büyük bir şartlanmışlık psikolojisine giriyor, yine olmayınca da aynı büyüklükte yıkımla karşılaşıyor. Toparlanıp yine zirveye yürümesi yıllar alıyor. Şu anki durum erken bir toparlanma gibi görülebilir ama sonuç değişmeyecektir. Hedefler farklı olsa bu kadar büyük bir yıkım ve enerji kaybı olmaz, hedefe giden dolaylı yolda yürünüp menzile ulaşacak azim ve kararlılık her daim bulunur.

Trabzonspor şampiyon Abdullah Avcı Beşiktaş Avrupa Fatih Sultan Mehmet İstanbul
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Fiskobirlik’in yeni ürünü Amerika yolcusu
Fiskobirlik’in yeni ürünü Amerika yolcusu
Diyarbakır bordo-mavi
Diyarbakır bordo-mavi