Hakemi yenemezsiniz!

Hakemi yenmek ya da hakemi de yenmek, bizim camianın önemli bir bölümünün çok bunaldığı zamanlarda başvurduğu psikolojik sübaptan başka bir şey değildir.

Hakemi yenemezsiniz!
Hakemi yenemezsiniz! Yonetici
kizilay_banner_300X250

Bunun ne kadar lezzetli, dehşetli ve şehvetli bir kavram olduğunu aslında söylemeye bile gerek yok. Hakem kimdir, nedir? Çok nadir örnekler dışında kararları asla değişmeyen, değiştirilemeyen, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen olağanüstü bir otorite.

Yenmek” fiili kullanıldığına göre, bu olağanüstü otoritenin devasa gücünü sizin aleyhinize kullanma eğilimi gösterdiğini varsayıyorsunuz demektir. Hem karşınızda sizi yenmeye çalışan bir rakip takım olacak hem de onun yanında böyle bir güç… Kaf Dağı’nın ardındaki sevgiliye ulaşmak ikisini birden yenmekten daha kolay olsa gerek.

Adalet kendi kendine gelmez

Neden hakemi (de) yenmek zorunda hisseder kendini bir camia? Çünkü mücadele ettiği ortamın yeterince adaletli olmadığına, keserin hep rakiplerinin tarafına yonttuğuna, hakem gücünün de bu adaletsizliğin en önemli vasıtası olduğuna inanmaktadır.

O halde asıl yapılması gereken, ortamın adil bir zemine kavuşturulması için çalışmak, ortamı kim idare ediyorsa ondan bu adaleti talep etmek değil midir? Öyledir öyle olmasına da; bu çok uzun, meşakkatli, sistematik, organize ve birikim gerektiren bir mücadeleyi gerektirebilir. Kurulu düzen, adı üstünde birileri tarafından kurulmuş ve işletilmektedir, o kuranların menfaatine çalışmaktadır. Bir iki bağırıp çağırdın diye rahatını bozar, önündeki lokmaya seni ortak ederler mi?

O kadar kim uğraşacak?

Bu çok uzun, meşakkatli, sistematik, organize ve birikim gerektiren bir mücadele”yi gerçekleştirmeyi bırakın, düşünüp tasarlaması bile herkesin harcı olmadığı için kestirme ve gerçeküstü çözümler akla gelir hemen.

Nedir o? "Hakemi de yeneceksin!" Trabzonspor’un konuşulduğu bir sohbet ortamında bu konu gündeme gelir, cemiyette bulunanlar askerlik hatırası anlatır gibi hakem hatasıyla kaybettikleri maç ya da şampiyonlukları söz alabildikleri ölçüde anlatırlar, sonunda biri masaya yumruğunu vurarak gürler: “Gerekirse hakemi de yeneceksin arkadaş!

Bu gürlemeden sonra tartışma genellikle sona erer. Yazının başında da ifade ettiğimiz gibi bu öyle güçlü bir ifadedir ki, söyleyip dinlemesi bile yeter de artar. Herkes fena halde rahatlar, başka konulara geçilebilir. Haftalar, aylar, yıllar akıp gider; değişen bir şey olmaz.

Siz değerli okurlardan ricam, Trabzonspor yine bir hakem “hata”sıyla puan ya da maç kaybettiği zaman aşk ve şevkle bundan şikâyetçi olan bir dostunuza “Bu tatsız gerçeği birbirimize şikâyet etmekten başka bir şey yaptığımız yok. Çözümü nedir, ne yapmalı da bu problemden tamamen kurtulmalıyız?” diye bir soruverin. Benim sorduğum kişilerin hepsinin hard diski hata veriyor, biraz daha kurcalayınca en fazla “Senin dosyayı açacak program bende bulunmamaktadır” diyor.

Yani şöyle oluyor: “Hakemi gördün mü, yine bizi doğradı. Penaltıyı es geçti, ofsaytı görmedi, zaten hep böyle yapıyorlar…” diye başlıyor ve üstü kan köpüklü meşe seli halinde tam gaz gidiyor.

Ben münasip bir yerde devreye girip şu üst paragraftaki soruyu kendisine yöneltiyor, yani çözümün ne olduğunu soruyorum.. Önce duymazdan geliyor ve anlatmaya devam ediyor. Israrla ikinci kez soruyorum. Duraklıyor, susuyor ve bön bön bakıyor.

İnanılır gibi değil, anlaşılır gibi değil. “Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz” diye bir hadis var bu toplumun dininde. El insaf, şu camia 40 yıldır kaç defadır aynı yerden ısırıldığı halde her seferinde ilk kez başına gelmiş gibi tepki veriyor? Bu kadar insan içinde hiç kimsenin kafasına dank etmedi mi bu toplumda adaletin hiçbir zaman kendi ayaklarıyla koşa koşa gelmeyeceği?

Bu böyle gitmemeli. Problemin çözüm yollarının araştırılıp bulunması için, mağdur olan bütün kitlenin problemin varlığını idrak etmesi gerekmez ve bu beklenmemelidir. Camianın içinden büyük resme bakmasını bilen, “Problem varsa çözümü de olmalı” diye düşünebilecek kadar idrak sahibi küçük de olsa bir grup insan bir araya gelmeli ve problemi enine boyuna analiz ederek çözüm yolları aramalı.

Başlamak için hiçbir zaman geç değildir ama her geçen gün büyük kayıptır. Bugün itibariyle Cem Papila faciasından bu yana 15, 2011 sezonunun bitiminden bu yana dokuz yıl geride kaldı.

Geçen sezon olanlar, daha doğrusu her sezon olup bitenler hep gözümüzün önünde. Boş boş konuşacağımıza kafamızı yormaya başlasaydık bugün her şey çok farklı olabilirdi.

 

 

 

 

 

 

Trabzonspor Hakemi de yeneceksin Cem Papila Cüneyt Çakır MHK TFF 2011
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!