Önce İlçe Tarım’ı teşvik etmeli

Bir devlet dairesi düşünün ki hiç kimse gelip size bir şey sormuyor, sizin de kimseye gidip bir şey söylemenize gerek olmuyor. Performansınızı değerlendiren kimse yok. Bölgende ne gibi bir ilerleme sağlandı, üretimde bir artış oldu mu, vatandaşın refahını yükseldi mi? Sizden hiçbir beklenti yok. Yaptığınız en küçük bir faaliyet bile başarı sayılıyor. Alan Bazlı Destek ve Mazot Destekleri’ni de hallettiniz mi sizden iyisi yok.

Önce İlçe Tarım’ı teşvik etmeli
Önce İlçe Tarım’ı teşvik etmeli Yonetici
Advert

Seksenli yıllarda yaz tatili için köyde olduğum bir gün amcamın eşine sordum: “Yenge, hangi ayda hangi iş yapılıyor?” Kıştan çıkınca başlanan işlerden anlatmaya başladı yengem. Şu ayda kerme mecisi yaparız, şu ayda tarla kazarız, şu ayda mısır ekeriz, şu ayda sıkını alırız, çayır, fındık, yaprak, tarla biçme, gazal toplama, odun etme… İneklerle ilgili işler de ayrı bir fasıl. Ne zaman ve ne kadar yağacağı belli olmayan yağmuru da hesaba katınca bu kadar işi yapmak için neredeyse hiç boş vaktiniz yok diyebilirim.

Aradan yıllar geçti. 2011’de eşim ve oğlumla köye gittim. Fındıklıkta bu defa amcama “amca, sence ben bu yaştan sonra (39 yaşındaydım) köyde yaşamaya alışabilir miyim? Bu yaştan sonra köy işlerini yapabilir miyim?” diye sordum. Amcam “çok zor” ya da “hayır, yapamazsın” deyip de kestirip atmak yerine kendine özgü öğretici ifade tarzıyla “yaparsın niye yapamayasın yalnız giderken gübre dönerken de çayır taşıyacaksın, boş durmak yok!” dedi. Bu ifadeyle bana ziraatle uğraşmanın emek-yoğun bir süreç olduğunu hatırlatmış oluyordu.

Peki bu kadar emek isteyen sektörün bir parçası olan/olması gereken “Ziraat” çiftçiler kadar çalışıyor mu? Her mevsim, yapılması gereken bir işin mutlaka olduğu bir alanda çiftçiye en yakın devlet birimi olan “İlçe Ziraat” gerekenleri yapıyor mu?

Bu konuda da yine köyümüzden Ekrem Ağabeyimizin bir hatırasını aktarayım. Olay muhtemelen doksanlı yılların başında geçiyor. Komşu ilçede Ziraat’te çalışan bir arkadaşını sabah işe giderken gören Ekrem Ağabey “nereye?” diye sorunca “işe gidiyorum” cevabını almış. “Ben de geleyim bakayım, ne iş yapıyorsunuz” diyerek arkadaşının makamına gitmiş. Arkadaşı sobayı yakmış, üzerine çay koymuş. Bir süre sonra bir beyefendi gelmiş. Selam vermiş, çayı sormuş. “Birazdan demlenir” cevabını alınca odasına geçmiş. İlçe Ziraat müdürü olan bu beyefendi biraz sonra elinde tavlayla gelmiş ve bir süre tavla oynamışlar. Bu süre zarfında bir devlet dairesi olan bu mekanda ziraate dair hiçbir faaliyet yapılmamış. Daha sonra mekandan ayrılıp çarşıya geçen Ekrem Ağabey arkadaşının bir jiple geçtiğini görünce yine “nereye?” diye sormuş. Gelen cevap “Cörgel’e (ilçenin bir köyü) lahana yemeye” olmuş. Herhalde lahana ziraatiyle ilgili saha çalışması yapmaya gidiyor olsalar gerek.

Bir devlet dairesi düşünün ki hiç kimse gelip size bir şey sormuyor, sizin de kimseye gidip bir şey söylemenize gerek olmuyor. Performansınızı değerlendiren kimse yok. Bölgende ne gibi bir ilerleme sağlandı, üretimde bir artış oldu mu, vatandaşın refahında bir artış oldu mu? Sizden hiçbir beklenti yok. Yaptığınız en küçük bir faaliyet bile başarı sayılıyor. Alan Bazlı Destek ve Mazot Destekleri’ni de hallettiniz mi sizden iyisi yok.

Tabii şunu da teslim etmek gerekir ki ziraatle uğraşan insanların alışkanlıklarını değiştirmek dünyanın en zor işlerinden biridir. İşe yarayan bir uygulama görmeden, söylediklerinize kimse değer vermez. Uygulama yapabilmek için de imkan gerekir. Araç, personel, ekipman v.s. Ama her şeyden önce gayret gerekir. Bütün büyük dönüşümlerin tek kişiyle başladığını unutmamalı.

Vatandaşımızın da Ziraat’e daha çok danışması, konuşması gerekiyor. Gerçi kim gidecek, kim soracak? Henüz köy ilkokullarının açık olduğu seksenli yıllarda bu teşvikler/destekler yapılabilseydi o zaman belki o okullardaki çocuklardan bazıları köyde yapılan ziraatten bir şeyler bekleyebilirdi. Ne yazık ki köylerimizde teşvik edilecek, Ziraat’e gidip neyi nasıl yapabileceğini danışacak genç çiftçimiz de kalmadı. Olanlar da kendini şehire atma derdinde. Her ne olursa olsun ümitsiz olmamak, az da olsa topraktan bir şeyler üretmeye niyetli birilerini bulmak ve örnek uygulamalar yapmak lazım.

Teşvik etmek için belki de genç emekliler ya da büyükşehirlerde ekonomik anlamda beklediğini bulamayan genç ve orta yaşlılar daha uygun bir kesim olabilir. Hatta son dönemde işi gücü yerinde olduğu halde tarıma yatırım yapan bir kesim olduğu da görülüyor. Bunlar arasında özel sektörde iyi gelirle çalışan yöneticiler dahi var. Bu kuşak ciddi bir bilgi birikimine de sahip. İş gücüyse yurt içinden bulunursa bulunur, bulunmazsa Afganlılar, Türkmenler, Özbekler sırada bekliyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tonya tereyağına AB coğrafi işaret başvurusu
Tonya tereyağına AB coğrafi işaret başvurusu
İshaklı'nın çocukları da Bordo-Mavi'ye büründü
İshaklı'nın çocukları da Bordo-Mavi'ye büründü