Dijitalizm, Küresel Sömürü Çağı -2

Dijital çağ da gelip kapıya dayanınca: insanın yaptığını iyice yapay zekâ becermeye başlayınca insana çok da iş kalmamaya başlamıştı. Asıl burada ip koptu. Başka çare yoktu: Nüfusu çok azaltmak, ancak işe yarayanları bırakmak ve kalana da cip takarak onları da tamamen kontrol altına almak gerekiyordu…

Dijitalizm, Küresel Sömürü Çağı -2
Dijitalizm, Küresel Sömürü Çağı -2 Yonetici
kizilay_banner_300X250

Emperyalistler sizi direkt sömürmez…
Size hayatı albenilerle sunar ve sömürür…
İhtiyacınız olmayanı bile acil ihtiyacınız gibi gösterir, reklam, algı ve projelerle çok ihtiyacınız var gibi size onu sunar ve satar…
Emperyalistler, proje yapmasını, algı yönetimini, reklamın en iyisini bilir ve yapar…
İnsanlık öncelikle kendini bunlardan korumasını becermelidir…


İletişim çağında dünya çok küçüldü.
Ulaşım ve haberleşmenin hızı yanında, ticaretin de aynı şekilde rahatlığı yeni bir dönemi başlattı.
Oturduğunuz yerden çalışma ve üretme potansiyeli yanında robotun insanın yerini almaya başlaması her şeyi yeniden gözden geçirmeye vesile oldu.
Yeniçağın serüveni böyle başladı.
Zaten zengin için sınırlar kalkmıştı ve devlet kalmamıştı.
Bu kez dünyayı sömürmeyi meslek edinmişler tüm bunları kurumsal hale getirerek çok yol kat ettiler.

 
Bir zamanlar insana çok ihtiyaç vardı.
Nasıl ki at’a, eşeğe, deveye ihtiyaçları olunca onları kullandılarsa, insanlara da böyle baktılar… 
Hele, yeni sömürgeler çağında tarım yapacak köleler gerekiyordu. Kızılderililer köleliği kabul etmeyince Afrika’dan insanlar getirildi… Hem yurtlarından yakınlarından ayırdılar, hem de köleleştirdiler, çok ağır işlerde çalıştırdılar. Ölüp gitmeleri, umurlarında bile değildi.
Sakat kalıp yük olmalarına çok kızıyorlardı. Onları da acımasızca yok ediyorlardı.

Afrika yerlilerini yok edip iyice köleleştirdiler…
Amerika’da ki: Kızılderililerin medeniyeti, İnka, Aztek ve Maya medeniyetleri tamamen yağmalandı ve bitirildi.

Avusturalya’da da Aborjinler onlara isyan edince (medeniyetleri yoktu ama canları vardı) onlar da canlarını alarak kalanları köleleştirdiler…
1. ve 2. Dünya savaşlarında cepheye sürülecek insana ihtiyaç artınca cephede ölmeleri için ne çok muhacir oluşturdular.
Sonra da fabrikalarda sömürülecek işçi de lazımdı. O da oldu…

Lakin hesap ters dönmeye başlamıştı: Bu göçmenlerin nüfusu hızla artıyordu.
1970’lere gelindiğinde dünya nüfusu 6 milyara dayandı. Şimdi ise 8 milyar…

Hâlbuki nüfus artış hızından daha çok teknolojinin artış hızı vardı.
Teknoloji robotu buldu. Robot insanın yerini almaya başladı…
Bu kez sömürgeci emperyalistler kıvranmaya başladılar: Nasıl yapalım da bir bahane üretelim dünya nüfusunu en az yarıya kadar indirelim… 
Bunun için açıktan toplantılar bile yaptılar.

Hele dijital çağ da gelip kapıya dayanınca: insanın yaptığını iyice yapay zekâ becermeye başlayınca insana çok da iş kalmamaya başlamıştı.

Asıl burada ip koptu. Başka çare yoktu: Nüfusu çok azaltmak, ancak işe yarayanları bırakmak ve kalana da cip takarak onları da tamamen kontrol altına almak gerekiyordu…
Sistem bunun üzerine kurulmaya başlandı…
Zaten: Avrupalılar önce kendi öz nüfuslarını artırmak için çok büyük teşvikler verdiler… Hiç işe yaramadı. Onlar köpek beslerken, göçmenler arttıkça arttı…
Bu onları çok korkutuyordu.

Nüfus konusunda korkan bir başka cenah da emperyalist Yahudilerdi.
(Burada samimiyetle kendi inançlarını yaşayanlara sözümüz yok.)  
Onun için onlara Emperyalist Yahudiler diyeceğiz. 
Ne kadar teşkilatlanırlarsa teşkilatlansınlar, ne yaparlarsa yapsınlar nüfusları çok az, bir avuç insanla koca bir dünyayı sürekli yönetmeleri hiç mümkün değil. Bunu iyi bildiklerinden, acilen yeni oyunları devreye koymak için düğmeye bastılar…
İşte burada (düğmeye bastılar dedik ya) düğme önemli!.

 
Yenidünyayı bir düğme ile yönetme çabası…
Peki dünyadaki yapı ve kurumlar buna müsaade eder mi?.
Onlara göre:
Birçok kurum zaten uyuyor… Onları uyandırmamak gerek…
Uyanıp karşı çıkanları da tu kaka ilan etmek ve toplumsal dışlanmışlığa itmek…
Bunları yapmak zor değil de, asıl problem daha başka?.

O da şu ki:
Milli devletler bu küresel yapıya mutlaka karşı çıkacaktır…
O zaman dijital çağın önderleri savaşı Milli devletlerle yapacaktır…
Hazırlıklarını da bunun üzerine kuruyorlar…


Bundan sonraki zaman diliminde hemen hemen tüm devletlerde ikiye bölünmüşlük göreceksiniz.
Bir devlet içinde idareciler genelde milli devletten yana yer alacaklardır. Almazlarsa kendilerini inkâr etmiş olurlar.
Lakin bu devletlerde büyük zenginlerin çoğu küresel güç ile hareket etmek isteyeceklerdir.
Bu da devlet içinde:
İki türlü zenginin doğmasına sebep olacaktır.
Dedik ya büyük zenginlerin çoğu (biraz da korkularından ve hırslarından dolayı) kendilerini küresel gücün yanında bulacaklarıdır.
Daha küçük zenginler ise önce iki arada sıkışmışlığın çaresizliğini yaşayacaklar, sonra da milli duruş sergilemek zorunda kalacaklardır. Onlar da milli duruş gösteren yetkililerle birlikte hareket edeceklerdir.


Bu, milli yapı ile küreselciler arasındaki mücadele ABD, AB, Rusya, Çin gibi ülkelerde daha kıyasıya bir hale sürüklenecektir.   

Bu günlerde yani tarih 2020’yi gösterirken halâ tam olarak herkes yerini almış değildir…
Lakin bundan sonra daha hızlı bir yapılanmaya gidilecek ve kurumlar, zenginler, etkili yetkili kişiler kararlarını verecekler ve kendi ülkelerinde ya Milli yapı içinde ya da Küresel emperyalistler içinde yerini alacaktır.
Bu öyle bir tercih ki arada kalanlar olamayacaktır.
 ***
Not: Yazımız devam edecektir…

 

İbrahim Hakkı Gündoğdu Dijitalizm Küresel Sömürü Çağı -2
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!