Türkiye, göçmenler ile bugünkü gücüne ulaştı
İbrahim Hakkı Gündoğdu

Türkiye, göçmenler ile bugünkü gücüne ulaştı

Advert

Bu göç olayına bir de Türkiye açısından bakalım isterseniz:

Osmanlı, 1. Dünya Savaşında Mondros Mütarekesi ile yenik sayılıp işgal edilince Balkan Türklerini katletme girişimleri oldu ve 500 yıllık vatanlarını terk ederek Anadolu’ya gelmek zorunda kaldılar. Bu, vatanlarını kaybettikleri, baskı ve zulüm gördükleri için çok acı idi lakin bunun bir de iyi tarafı vardı. O da bu insanlar Anadolu milli mücadelesine bizzat katıldılar, Kurtuluş Savaşında çok emekleri oldu. Sadece onlar değil, Çarlık Rusya’sındaki iç karışıklıktan dolayı Kazan ve Kırım’dan Türkler de ülkemize göç etmek zorunda kaldılar.

 

Tüm bu Türkler milli mücadelenin ruhuna ruh kattılar.

Lozan’dan sonra da göçler devam etti.

1923’lerde Yunan’ın nüfusu 7,2 milyon kadardı.

Aynı yıllarda yeni bağımsız olan Türkiye’mizin nüfusu 11 milyon civarında idi.
Bugün Yunanistan’ın nüfusu 10,5 milyon, Türkiye’nin nüfusu 84 milyon…

Türkiye sürekli doğurdu da Yunan kısır mı kaldı, tabii ki hayır.

O günlerden sonra Türkiye’nin dışında baskı gören Türkler veya Türklere yakınlık duyan başka halklar kapılarımıza dayandı. Ülkemizi baba olarak gören ve bize sığınan bu göçmenlere Türkiye kapılarını açtı. Ayrım yapmadan sığınanı aldı ve kendi vatandaşı haline getirdi.

Her biri de ülkemize artı değer kattı.

 

Bakınız eğer Türkiye o günden beri göçmenlere kapılarını kapatsa idi bugünlerde nüfusu ancak 20 milyon civarında olurdu ki Batı bu kadar nüfuslu gücü kısa zamanda paramparça eder ve belki de Anadolu’da Türk diye bir varlık kalmazdı.

Başta Bulgaristan olmak üzere birçok ülkeden gelen göçler bugün ülkemizin en sadık vatandaşlarıdır ve üretime büyük katkıları vardır.

Yani geçmişteki yöneticilerimiz doğru iş yapmış bu göçmenleri ülkemizin hemen her yerine planlı bir şekilde yerleştirerek güçlü bir Türkiye inşasının ilk temellerini atmış oldular.

 

Bunları anlatırken tabii ki şunu demek istemiyoruz: Ülkemiz yol geçen hanıdır herkes başına buyruk istediği gibi gelsin...

Dün etkili ve yetkililerimizin kontrolü ve kararlarıyla her şey gelişti, bugün de öyle olmalıdır.

Göç politikası yeniden gözden geçirilmeli, kesinlikle “topyekûn ret” hiçbir zaman yapılmamalı, baba olduğumuz hiç unutulmadan hatta üveylik yapılmadan ülkemize dayanan insanlara mutlaka çözüm aranmalı hatta mutlaka bulunmalıdır.

 

“Bize ne, geldikleri gibi gitsinler” şeklindeki talihsiz ifadeleri, düşünen hiçbir samimi Türk söyleyemez.

Bu kadar ifadeden sonra “ben söylerim” gibi bir densiz varsa bu yazıyı sindire sindire baştan sona bir daha bir daha okumalıdır.

Biz Türk’üz, bizim bir ucumuz mağripte bir ucumuz maşrıktadır.

Biz Türk’üz, en kuzeydeki Sibirya steplerinden de biri çıkıp gelir ve “ben senin soydaşınım sana muhtacım” diyebilir… Bunu pek ala Pakistan’dan da gelip biri söyleyebilir, Türkistan’dan da Cezayir’den de… Kırım’dan da Fizan’dan da…

 

Nerede bir Türk varsa o bizim öz karındaşımızdır, bu böyle biline her Türk bunu kalbine böyle nakşede…

Bitmedi…

Nerede bir mazlum varsa ve bize sığınıyorsa o da bizim kardeşimizdir ve onu da aynı iman ve inançla korumak durumundayız…

Yapacağımız tabii ki geleni almak değildir…

Önce: Suriye, Irak ve Afganistan’ın huzurunu ve birliğini sağlayabilmek bunun için gayretler sarf edip sonuca gidebilmektir.

 

Tüm komşularımızı, Avrupa devletlerini, Türk dünyasını mümkün olduğunca bu göç meselesine dahil edip göçü yönlendirici olmalıyız. Hızlı ve ayakları yere basan projeler üretmeliyiz. Diğer devletlere de bunları kabul ettirmeliyiz.

Öyle bir coğrafyadayız ki ne kapıları kapatabiliriz ne de “bize ne canım” diyebiliriz. Tek çaremiz tüm devletleri bu işe katarak “göçü yönetip yönlendirebilen” olmak…  

Bu veballerden ve bilinçlerden zerre kaçamayız. 

Bilmem anlatabildik mi…  

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tonya tereyağına AB coğrafi işaret başvurusu
Tonya tereyağına AB coğrafi işaret başvurusu
İshaklı'nın çocukları da Bordo-Mavi'ye büründü
İshaklı'nın çocukları da Bordo-Mavi'ye büründü