Horon, Kemençe ve Karadeniz Kültürü Görselleri Üzerine Eleştiriler–10
Uğur Ulu

Horon, Kemençe ve Karadeniz Kültürü Görselleri Üzerine Eleştiriler–10

Advert

Koronavirüs hayatımıza girdiği günden beri birçok şeyden kendimizi mahrum bıraktık. Tatil ve geziler de bunların başında geliyor. Bizlere kalan anılarımız, fotoğraflar, videolar tatil ve gezilerin olmazsa olmazı, tıpkı oraları bizlere hatırlatan, dönüş yolunda yanımızda taşıdığımız hediyelik eşyalar gibi. Bu hediyelik eşyalar, kimi zaman bir magnet olur, kimi zaman oyuncak bir bebek ya da masamızın üzerinde konumlandıracağımız bir biblo. Mühim olan o güzel tatil yöresini temsil etmesi ve bizlere o yöreyi hatırlatması.

Bu bağlamda son zamanlarda turizmin gözde bölgesi olan Karadeniz’de karşıma çıkan yöresel hediyelik ürünler hakkında bir değerlendirme hazırlamak istedim. En başından içinizi karartmak gibi olmasın ama yöresel hediyelik eşyalarımızdan bir hayli şikâyetçiyim.

10) Yöresel Hediyelik Eşyalar

Son zamanlarda turizmin yönünün Karadeniz’e yönelmesi, gelişen teknoloji ve zamanın getirdiği imkânlarla yöresel hediyelik eşya mağazalarında artış olduğunu görmekteyim. Fakat bu artış ürün çeşitliliğine ve niteliğine yansımıyor. Bu mağazaları gezdiğimizde benzer konseptlerle hazırlanmış raflar, tek bir elden çıkmışçasına aynı ürünler, kimisinde dükkân tabelasında yazanın aksine, yöresel değil genele hitap eden, çoğunlukla Çin malı olan hediyelik eşyalarla karşılaşabiliyoruz. Hatta kimilerinde yöresel hediyelik eşyalar nargile ve tütün ürünlerinin yan ürünü gibi karşımıza çıkıyor.

Ürün tasarımlarına yeterli özenin gösterilmediğine her defasında şahit oluyorum. Basık kemençe bibloları, boyutları küçültülmüş oyuncak bebeklerin önünde gerçek boyutlarıyla duran fındıklar gibi orantısız ürünlerin çokluğu bana oldukça şaşırtıcı geliyor. Mağaza sahibi ben olsam bu ürünleri satmak bir kenara dursun, bunları mağazadan içeriye sokmazdım. Ayrıca bu ürünlerin kusurunu görmek için belli bir bilgi birikimine sahip olmaya da gerek yok, göz var nizam var!

Futbol, hayatımızın her noktasında karşımıza çıkan bir endüstri haline dönüştü. Bu endüstriden, yöresel hediyelik eşyalar üzerine çalışanlar da kendilerine pay çıkarmakta. Bu anlaşılabilir bir durum fakat bu topraklara henüz futbol gelmeden önce bile var olan değerlerimizi futbolun gölgesinde bırakmayı ben kabul edemiyorum. Sırf daha fazla satış yapabilmek amacıyla, kemençemizi futbol takımlarının renklerine boyamak, onların logolarıyla kemençe görünümlü saatler yapmak bence ikiyüzlülük. Hem bu kültürün ürünlerinden yola çıkarak ticaret yapacaksınız hem de bu kültürün ürünlerinin kendi başlarına bir değerleri yokmuşçasına onları futbol takımlarının renkleriyle, logolarıyla allayıp pullayacaksınız. Bu bana göre izahı olmayan çok büyük bir ayıp.

Trabzonspor’un piyasaya sürdüğü bordo mavi keşan desenli fularını ve bordo mavi keşanlı formasını bu örneklerden ayrı tutuyorum. Çünkü Trabzonspor’un yaklaşımını futbola yöresel kültürü adapte etmek ve yansıtmak olarak değerlendiriyorum. Yöresel hediyelik eşyalarda ise durumun tam tersi ile karşılaşıyoruz, yöresel ürünlerimiz futbol üzerinden pazarlanmaya çalışılıyor.

Yöremizde kullanılan, argo anlamları olan kelimelerin yöresel hediyelik eşyalarda yer bulması bu ürünlere olan ilgiyi yükseltmiş olacak ki, piyasada bu tip ürünlerin taklitleri sınır tanımazcasına almış başını gidiyor. Karadeniz yöre ağızlarının kötü örneklerini barındıran, tamamen argo ve kabalık içeren, espri kalitesi yerlerde olan sloganları çeşitli hediyelik ürünlerinde görmek bana artık yorucu geliyor.

Hediye alacağınız kişiye hitap edebilecek, ona özel olabilecek yöresel hediyelik eşyaları bulmak da bir hayli güç. Bu durumun temeli üreticilerin ve mağaza sahiplerinin “Nasıl olsa böyle de satılıyor” bakış açısından kaynaklı olsa gerek. Ayrıca tüketicilerin de daha iyiyi ve daha çeşitli ürünleri talep etmeyişi de burada da arz ve talep teorisini tamamlayan unsur olarak karşımıza çıkmakta.

Bana göre önemli bir boşluğa sahip olan bu alanda; üniversitelerin ilgili bölümleri, kültür ve turizm müdürlükleri, halk eğitim merkezleri gibi yetkili kurumlar, bilgi birikim sahibi, yetkin kişilerle araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmalılar. Bu çalışmalarla, gerek modern gerekse unutulmaya yüz tutmuş nitelik sahibi ürünlerin mağazalarda yer bulması ve bu pazarın gelişerek genişlemesini hedeflemeliler. Aksi durumda görünen o ki, bu vasatlığa uzunca süre katlanmak zorunda kalacağız.

Kalem hamsiler, süs kemençelerinin süsten uzak solgun ve ucuz halleri, bazen Barbie bebek bazen ise vitrin mankeni yüzüne sahip Karadenizli tipleme bibloları, “uy, haçan, da” kıvamında yöresel sözleri taşıyan tişörtler, futbolun gölgesinde bırakılan yöre kültürümüz, eksikliklerle dolu kıyafetler, karakteristik “Karadeniz” ürünü olmaktan uzak ama nasıl oluyorsa “yöresel hediyelik eşya” diye pazarlanan ürünler ve daha neler neler…

Her yönüyle zengin bir kültürden, dünyada ilgi çeken bir doğadan, köklü bir tarihten misafirlerimize ve kendimize sunduğumuz yöresel hediyelik eşya seçeneklerimiz ne yazık ki bunlar. Tüm bunlar bana göre içinde bulunduğumuz yöresel kültürümüze uzaklığımızın bir dışa vurumu. Üretenler de duyarsız, tüketenler de…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!