Demokrat Bir Virüsün Düşündürdükleri
Ali Kandemir

Demokrat Bir Virüsün Düşündürdükleri

Advert

Dünyanın geçmişine baktığımızda değişik zamanlarda insanlığın geneli üzerine etkili olan bulaşıcı hastalık vakaları olmuştur. Örnek olarak; 1347-1351 yılları arasında “Veba” 75-100 milyon, 1918-1920 yılları arasında “İspanyol Gribi” yaklaşık 100 milyon kişiyi yaşamdan kopararak insanlığı tehdit etmişti. Son dönemlerde başka tehlikeli hastalıklar da vuku buldu. Yine yakın tarihlerde başka bir koronavirüs çeşidinin neden olduğu  “Orta Doğu Solunum Sendromu (Mers”), “Ebola” ve “Domuz Gribi” gibi tehlikeli salgınlar da ortaya çıktı. Bu vakalar yakın tarihlerde olmasına karşın, bizleri veya dünyanın genelini etkilemediği için uzmanları ve bu hastalıkların pençesine düşenlerin dışında pek ses getirmedi. Kanaatimce bu salgınların zengin ülkelere yayılmaması veya yayılmasının engellenmesi bu ses kısıklığının nedenlerinden birisi olabilir.

Şimdi ise daha önce görülmediği şekilde zengin fakir, ülke ve coğrafya tanımadan her tarafa hızlı bir şekilde bulaşan demokratik Covid 19 virüsünün neden olduğu bir salgınla karşı karşıyayız. Demokratik diyoruz çünkü coğrafya, ırk, inanç, cinsiyet ve ülke ayırt etmeden herkese eşit davranıyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de olağanüstü önlemler alındı ve alınmaya devam ediyor. Devletimizin ilgili organları bir taraftan sağlıkla ilgili önlemleri almaya çalışırken imkanlar ölçüsünde ekonomik ve sosyal tedbirler üzerinde de efor sarf ediyor. Salgını etraflıca değerlendirdiğimizde; tüm dünyada halkın göstereceği davranış, bu belanın nereye evrileceği konusunda kilit konuma gelmiş görülüyor. Top kamudan çıktı halkın kucağına düşmüştür.

Ülkemizde Sağlık Bakanlığımızın önerilerini tercüme ettiğimizde en önemli çözümün, hasta olmamak ve virüsün bulaşmasını önlemek için söylenen talimatlara harfiyen uymak olduğu görülmektedir. Buna mecburuz. Çünkü meselenin sadece kişi ve toplum sağlığını ilgilendiren yönü bulunmamakta. Her yönüyle geleceğimizi çok ciddi şekilde olumsuz etkileyecek bir durumla karşı karşıya olduğumuz bilinmelidir. Bu tehlike daha öncekilere hiç benzememekte. Davranışımız sadece bizim değil ülkemizin de kaderini belirleyecektir. Bizden uyulması istenen şeyler canımızı acıtan, hayatımızı yok sayan talepler değildir. İstenen, virüsün bulaşmasını engellemek üzere bazı davranışlarımıza geçici bir süre ara vermemizdir.

Bugüne kadar insanlık için felaket senaryolarını hep fiziksel büyüklüklerle özdeştirdik. Fırtına çıkacak, yanar dağ kükreyecek, denizler kabaracak, ... Oysa köklü yıkımlar ve değişimler koronada olduğu gibi genellikle küçüklerden gelmiştir. Küçüklerin neden olduğu felaketler daha geç fark edilir, daha hızlı yayılır ve da öldürücü olur.

Virüs salgınına “oh olsun” diyemeyiz. Fakat tüm insanlık olarak bu hadiseden çıkarmamız gereken bazı derslerin de olduğunu düşünüyorum. Bilim yapılırken, eğitim verilirken, doğal kaynakları kullanırken, suya bakarken, havayı solurken, toprağı işlerken hep ekonomik yönü ile ilgilendik, ilgilenmeye zorlandık. Aşırı ve sıra dışı üretim biçimlerimiz bizim gibi yaşamak zorunda olan virüs, bakteri ve mantar türlerini yeni ortamlarına uyuma zorlayarak mutasyon geçirip son hadisede olduğu gibi canavara dönüştürdü. Kendimiz dışında kalan dünyaya verdiğimiz zararların çoğu umurumuzda değil artık. Günümüzdeki düzen, sineğin yağı ile yetinmek istemiyor, onun zerresini bile ekonomik açıdan yarara dönüştürme peşinde. Ekonomi, hayatın bir parçası fakat insanlığın ve insan olmanın temellerini oluşturan birçok alanın da parayla ölçülüp biçilmeye başlaması dünyayı acımasız bir rekabet alanına dönüştürmüş, altta kalanın canının çıktığı bir manzaraya büründürmüştür. Kazan o kadar harlanmış ki artık sadece dipte kalanı değil üsttekileri ve çevredekileri de terletmeye başlamıştır. Çünkü insanlığın ortaya çıkardığı sorunlar demokratik bir tavırla artık doğudan batıya, kuzeyden güneye her coğrafyayı eşit bir şekilde etkilemeye başladı.

Korona bize az da olsa; kişi ve toplum hayatında sorun zannettiklerimizin çoğunun sorun olmadığını ve yaşamımızın ve tüm canlıların yaşamının değerli olduğunu hatırlatmıştır.

İnsanlık tarihi tecrübeleri bize gösteriyor ki; korona belası bir şekilde bertaraf edilince birazcık hümanist takılıp sonra baltalara sarılarak eskisi gibi kesip biçmeye devam edeceğiz. Ta ki sadece dünyanın refahına talip güçlüleri de etkileyecek başka bir belayla karşılaşmamıza kadar.

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trabzon'un Yeni Millet Bahçesi Hazır
Trabzon'un Yeni Millet Bahçesi Hazır
Bize Üsküdar da Trabzon
Bize Üsküdar da Trabzon