Horon, Kemençe ve Karadeniz Kültürü Görselleri Üzerine Eleştiriler–6

Kültür tüm parçalarıyla bir bütündür. Giyim kuşamı, yaşanan coğrafyayı, dillerde dolaşan türküleri, yemek çeşitlerini değerlendirirken bunları birbirlerinden bağımsız ele almak eksik yorumlar ortaya çıkarır.

Horon, Kemençe ve Karadeniz Kültürü Görselleri Üzerine Eleştiriler–6
Horon, Kemençe ve Karadeniz Kültürü Görselleri Üzerine Eleştiriler–6 Yonetici
kizilay_banner_300X250

Haliyle bu durum yöresel yemekleri müşterileriyle buluşturan restoranlara da yansıyor ve çeşitli kavramlarla karşımıza çıkıyorlar. Doğu ve Güneydoğu Anadolu yemekleri hazırlayan restoranların kimisinde şark köşelerini, Ege mutfağında balıkçılık temalarını, Karadeniz pidecisinde ise duvarlarda keşan, kuşak gibi yöresel ögeleri görebiliyoruz.

Tabi bu alanlar birer müze değiller, bu yüzden çeşitli faktörler sonucunda bu yöresel temsiller bazen yüzeysel kalabiliyor. Bu yazımda yüzeysel kaldığını düşündüğüm, Trabzon’da bir restoranda bulunan kemençeci rölyefini ve bu rölyefin bana hatırlattığı benzer işleri inceleyeceğim.

6) Bir Kemençeci Rölyefi ve Hatırlattığı Benzer İşler

Trabzon’da bir restoranda karşıma çıkan bu rölyef çalışması başka eserlerde çokça rastladığım yanlışları tek başına bünyesinde toplamış gibi. İncelemeye başladığımızda neredeyse her detayında bir kusur bulabiliriz.

İlk olarak kemençecinin başlığını ele alacak olursak, başlık bir fes ya da bere gibi yorumlanmış. Uygulaması da başta yer bulması da bir başlık gibi gözükmemekte. Geçmiş dönemden kalan fotoğrafları incelediğimizde, başlığın kaşın bir iki parmak yukarısında, alnı sıkı sıkıya bağlandığını görüyoruz. Bu durumda başlığı takan kişinin saçları bu eserde olduğu gibi ortaya çıkmıyor.

Yelek, yöremizde giyilen yelekten çok, Beşiktaş’ın 100. yılı için hazırladığı nostalji formasına benziyor. Geçmiş dönemde giyilen kıyafetlerimize baktığımızda böyle bir yaka ne yelekte ne de gömlekte görüyoruz. Ayrıca bu eserde yelek ile gömlek sanki tek parçaymış gibi uygulanmış, iki ayrı parça olduğu izlenimini veren bir derinlik gözlenemiyor.

Yeleğin yakasındaki bayrağımızın detayını daha önceki yazılarımda işlemiştim. Tekrar etmek gerekirse, bayrak detayı geçmişteki geleneksel yaşantıda yo,k tıpkı bugün takım elbiselerimizde, tişörtlerimizde olmadığı gibi. Halk oyunları ekiplerinin yayılması, bu ekiplerin yurt dışındaki festivallerde ülkemizi temsil etmeleri ve bazı yarışmalarda Türkiye birincilerine ay yıldızlı bayrağı takma hakkı verilmesi gibi etkenlerin yansımasını bu tür eserlerde görmüş oluyoruz.

Takı detaylarını incelediğimizde, eserde takıların ve yelek düğmelerinin nedense siyah renkli olduğunu ve bu yüzden eser üzerinde pek belirgin görülemediğini fark ediyoruz. En belirgin takı olan kemerde ise yüzeysel bir görüntü ortaya çıkmış.

Çizmeleri incelediğimizde, kemençecinin sol çizmesi dizine kadar çıkarken, sağ çizmesi daha aşağıda kalmış. Burada da kendi aralarındaki uyumsuzluk göze çarpıyor.           

Bu eserde, beni en çok rahatsız eden detayların kemençeye ait olduğunu söyleyebilirim. Öncelikle böyle bir tutuş ile kemençeyi çalamazsınız. Kemençe çalanları dikkatle izlerseniz, kemençeyi çalarken başparmaklarını kullanmadıklarını görürsünüz. Bu eserde ise başparmak teller ile buluşurken, diğer dört parmak havada kalmış, aslında olması gerekenin tam tersi uygulanmış.

Diğer bir bakış açısı ile ellerin duruşunun doğru olduğunu kabul edersek bu durumda da kemençenin yan profilini görmüş olmamız gerekecekti ki, böylece eser daha doğru bir izlenim bırakacaktı fakat gördüğünüz üzere bu da olmamış.

Kemençenin yayının tutuluşu ise aslından çok uzak. Gerçek bir yayın at kuyruğu kısmı neredeyse bir uçtan bir uca yer almakta, fakat burada at kuyruğunun daha kısa kaldığını ve elle tutulan kısımda fazla bir boşluk payı bırakıldığını görmekteyiz. Ayrıca, defalarca birçok eserde karşımıza çıkan kemençenin ahşap kısmı ile at kuyruğundan yapılan kısmının birbirine paralel olmaması burada da karşımıza çıkmakta.

Rölyefteki kemençecinin bu tutuşu bana başka çizimleri de hatırlattı, onlarda da enstrüman tutuşunda bariz yanlışlıklar söz konusu. Bu açıdan ortak noktaları olduğu için, bu çizimleri de aynı yazıda değerlendirmeyi uygun gördüm.

a) Trabzon’da Bir İşletmeye Ait Çizim -I-

Bu çizimde de kemençecinin başparmağının tellerin üzerinde olduğunu görmekteyiz, serçe parmak ise neredeyse diğer parmaklardan daha uzun. Kemençecinin yayı tutuşu da aslını yansıtmıyor. Bunların yanı sıra; normalde, yaklaşık olarak, kemençenin ortasına kadar uzanan kemençenin kravatı, burada boydan boya çizilmiş ve kemençede bulunan bazı detaylara da yer verilmemiş.

b) Trabzon’da Bir İşletmeye Ait Çizim -II-

Bu çizimde de yine başparmak detayı dikkatimizi çekmekte. Diğerlerinde olduğu gibi başparmak yine kemençeyi sarmış, tellere temas etmiş gibi bir izlenim bırakmakta. Ayrıca kemençenin ölçüleri aslına uygun oranlara sahip gözükmüyor.

c) Trabzon’da Bir Restoranda Bulunan Resim

Bu eserde bir zurnacı resmedilmiş. En başından belirtmek gerekirse, Trabzon yöresinde çalınan zurnalar, diğer yörelerin zurnalarından daha küçük boyutlara sahip. Bu yüzden yöremizdeki zurnalar “cura zurna” olarak adlandırılmakta. Resimdeki zurna ise yöremizdeki zurnalara göre bir hayli büyük ve zurnadan çok bir huniyi andırıyor.

Dikkat ederseniz, bu resimde de enstrüman tutuşu yanlış çizilmiş. Üstelik bunu doğru çizmek için bir zurnacıyı incelemenize de gerek yok, ilkokul sıralarında müzik derslerinde flüt ile yolunuzun kesişmiş olması yeterli.

Resimde gördüğünüz üzere, sağ ve sol el karşılıklı olarak aynı delik aralıklarında buluşmuş, hâlbuki bir el zurnanın ilk sırasını, diğeri de onu takip ederek ikinci sıradaki deliklerde yerini bulmalıydı.

Duvarların üzerinde olan eserlerde gördüğüm küçük detaylardı bunlar, sahi o duvarları da duvar yapan küçük tuğlalar değil mi?

Başka bir duvar işçiliğinde tekrar görüşmek üzere…

Uğur Ulu kemençe zurna görseller detaylar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Galatasaray-Trabzonspor maçının hakemi açıklandı!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!
Ahmet Ağaoğlu: Yüzde 99 kazanacağız!